A-D
Agarma: Beyazlaşma, rengin
açilmasi, çalma pekmezin açık renk
alması, su da yikanan çamaşırın guneşte kururken
be-yazlaşması.
Alemet: Alamet = işaret anlamına kullanılır. Bağdan inildigini gostermek
için alemet (buyuk-çe ateç)
yakılırdı.
Ambar: Kilerde veya zerzemmide tahtadan yapilmis ortalama 3 ila 4 metre kupluk, hazının muhafaza edildiğı, tahtadan sandik.
Aşmakarna: Yazın, evde kış için hazirlanan ve hamurdan kesilerek yapilan çorba, makar-na, eriste gibi yiyecekler.
Aşkana: Buyuk evlerde tokhana-lardan ayn olarak ocakhk ve yemek malzemelerinin bulun-dugu, icabmda
yemegin yenil-digi Aşhane = mutfak
odasi.
Başşaklama: Bagdan indikten sonra konu komşu, bahçeye baga girip, meyve, uzum, ce-viz gibi yiyecekleri toplayabi-lirlerdi. Bu iş bir eglence ha-vasmda yapilir ve zarar veril-mezdi.
Bazlama: Bagda sac uzerinde pi-sirilen 20-25 cm çapında ve
1,5-2 cm kalınligında ekmek.
Berdi: Sazliklarda yetişen, kalem kalınliğında gozenekli, hafif, 2 metre
kadar boyunda otsu bit-ki olup,şilte, yastık, semer körtün gibi esyalarda dolgu maddesi ve mahalle
finnlannda yakacak olarak kullanihrdL
Bogumlama:
Sucuk yapılırken sucuk içi ile doldurulmuş
bağırsağın parrnak
uzunluğunda iple baglanarak veya bükülerek boliimlere ayrılmasıdır.
çardak: Kapisi tokaya açılan
kilerin iistu,
tahta iIe bölünerekrek, önü açık havadar bir bölüm yapılır.buraya kavun ve üzüm
asıldığı gibi soğan ve patates gibi kışlık malzameler de konularak bahara kadar muhafaza edilirdi.
Cansuyu:
çorba, mantı piştikten sonra ocaktan indirilildiğinde yarım bardak soğuk su dökülerek karıştırılır.Suyun
harareti azaltıldığından hamurun daha çok pişerek dağılması önlenmiş olur.Canlı
ve diri kalması sağlanır.
Cengar bakır kaplar zamanı geldiğinde kalaylanmazsa
üzerinde zehirli bir tabaka oluşur (bakır-sülfat) buna cengar çalmış denirdi. denilirdl
Cingi taş: Yumuşak
olmayan, işlenmesi çok zor olan siyah taş. (Bakalit)
Çıtırgı: Ağaçlardan
kopmş, ufak kuru ince dal parçalan, toplanıp
ocakta yakilırdi.
Çıtın: Ağaçlarm
ufak, kuçuk dalları
Cilpi (çalı-çılpı): Henüz
kurumamş ufak dal parçaları.
Bigakla ufak ufak
pargalar ko-parmak, dogramak, inceltmek.
Çıtçıdı: Ufak bakirtabak ( çıtçıdı
sağan.
Cıvık: Koyu olmayan, suyu
nor-malden fazla olan kanşim (Ayran civik olmuş).çok cıvık olanada cırcıvık
denilirdi.
Çörek: Bazlamann
küçügü. Çocuklar için yapilan ekmek.
Çocuklar yiyecekleri paylaarak yerlerdi
(dazdaz kurarlardı).
Daan: tahin
Dazdaz:bahar aylarında
çocuklar dam a çıkarak evlerinden getirdikleri peynir, sucuk, yumurta, çaman
ekmek gibi yiyecekleri paylaşarak yerler dazdaz kuruyoruz derlerdi..
Dam yuvagı: Toprak
damlarda bahar ve sonbaharda toprağı sertleştirip
suyu içine çekme-mesi, dolayisiyla evin içine su sızmamasi için kullanilan bir metre
boyunda 40 cm. kadar çapmda,
silindir şeklinde sert taştan
yapilmiş bir araç. Da-mm her
tarafnda yuvarlanıp gezdirilerek islem yapihrdi.
Döküm zamani : Meyvenin, seb-zenin olgunlaşıp çok oldugu gunler.
Dolamak: Herhangi
bir maddenin etrafına bez baglamak, sar-mak.
Dovmek: Havanda ceviz, badem,tokmakla vurarak ezmek, un ha-line
getirmek. Sanmsak dove-cinde sanmsagi ezmek.
E – F
Egriagaç: Sac uzerinde yufka
pi-sirilirken, yufkayi gevirmek igin kullanilan ince tahtadan ya-pilmis, özel bir araç.
Egseri: Demircilerin demiri dove-rek yaptiklan 20-25 santim u-zunlugunda kalın çivi. Duvara
çakilarak malzeme asilir.
Eprime: Zamanla
mukavemetini kaybetme, incelme, eskimeye yuz
tutma. Veya salçaa yapilir-ken, domatesin guneste su-lanmasi,
kabugundan aynl-masi. (Domates eprimiş)
Fayton: Otomobil
yokken kullani-lan 4 tekerlekli, ustu kismen kapalı,
2 atın çektigi insan ta-şiyan araba. Buna "yayli"
veya "körük" de denirdi
Gozlük: Ispanak
kavurimasınınn içerisine konulan
haşlanmış bulgur.
Gaysalama: Ustu
ortulmeyen, açikta birakilan hamurun kuru-yarak
ust tabakasının sert-leşmesi, kabuklanmasi.
Gevreme: Bir
maddenin guneş veya sicağın etkisiyle suyunu kaybedip,
dayanıklılığının azalmasi.
Halka piştikten sonra
fırınna ikinci kez atp gevretilirdi.
Açikta guneşte kalan odun dayanıklılığını kaybeder ve
gevrer.
Gıjgırma: Yanıp
kor haline gelen atesin (odun ateşinin) kössegi ile
deşelenerek, oksijenle te-masi saglanıp, yeniden alev-lenmesine, ateşin
tazelenmesine denilir.
Gilamada: Çubugun, kesilen bu-danan, dallan.
Göz açma (gözünü açma): Kay-seri'de kış aylarının çok soguk ve sert geçmesi nedeniyle yazın çubukların dipleri
toprakla doldururlur. Baharda bu topraklar
alınarak etrafa saçılır. Toprak içinde olması nedeniyle köklerde meydana
gelen çiller temizlenir ve bunada göz açma denir.
H
Hapan: Iki elin yanyana gelmesiyle oluşan bir ölşü birimi. "Komsuya iki hapan kuru kayisi verdi."
Hayat: Avlu. Eski evlerde sokak kapisından
içeri girildiginde görülen,
ustu tamamen açık genelde Sal
döşeli odaların etrafmda sıralandığı geniş yer.
Hazın: Kış aylarında tuketmek uzere sonbaharda tedarik ediliip depolanan turn yiyeceklerin adı.
Hedik: Bulgur yapilmak üzere kaynatilan
bugday.
Höbek: Tumsek - yığın.
Horanta: Bir çatı altında yaşayan, aynı tencereden yemek
yiyen aile efradi, ev halkı
Hozan: Bakımsız
kalmış, yillarca ihmal edilmiş.,
bağ, bahçe.
ILAĞAN: Çeşitlli buyuklukte, bakirdan yapilmis,, kalaylanmis,, içinde hamur
yogurmaya, çamasır yikamaya, şire
kaynatmaya mahsus leğen..
İLAĞANÇE: Tabani 30-40
cm, Çapında kuçuk legen (ilaan).
IPRIK: ibrik, kuçuk bir güğüm gibi yapilmiş ancak, su akitabil-mek için ozel bir ilavesi olan (imzik) el yikarken, abdest alırken kullanilan su kabı.
IRASADA: Henuz
olgunlaşmamiş, olgunlaşmaya yuz
tutmuş an-lamında, daha çok domates için kullanilan birtabir.
K
Kapaklı Bengari: Bakirdan ya-pilmis., 30-
Kapaklı Saan: Lengarinin küçüğü. 15-20 cm çapında.
Kelek: Kavunun olgunlaşmamiş ufak hali. (tursu için toplanır)
Kiler: şehir
evlerinde genellikle tokhanaya açilan karanlik küçük oda. Un ambarı, turşu kupleri, pürçüklü
(havuç), küpleri, aşmakarna vs. muhafaza
edildigi yer. Hazm o-dasi.
Kössegi: Ocağın
altını kanştırmak,yanan odunları, çilpileri duzeltmek için kullanilan sopa.
M – N
Maşrafa: Bakirdan
yapılmıs kulplu su bardağı. Su çomleginin
ag-zına kapatilan tahtanm ustun-de
durur. Su bununla alınarak bardaklara
kaplara konurdu.
O - Ö – P
Ocaklık:bağda açık havad, ekmek
ve yemek pişirmek içiniki ila üç taşın yan ve arkaya konmak süretiyle yapılan
ocak yeri
Ozeme: Yogurt, ekşi pekmez gibi bazı gıdaların, azar azar su ilave
edilerek, uygun bir kap içinde kasikla ezilerek karıştırılıp tuketime, yemeye, içmeye hazir hale getirilmesi.
Oturma:Erkeklerin akşamları komşu yada
alkadaşları ile sırasıyla toplanıp sohbet, mühabbet etmeleri eğlence için,kağıt
tavla ,monine oynamalarına verilen ad.
Ötme-Örtme:Bağda ,önü tamamen
açık, üç tarafı taş duvarlarla örtülü,sediri sekisi,penceresi olan üstü örtük
kapalı oda
Övün: Yemek vakti, yemek za-mani.
Potletme: Haşlanan ve soğuk suda bir muddet bırakılan nohut ve
kuru fasulyenin iki parmaK arasma alınarak kabugundan aynlmasi işlemi.Yada kayısı elik gibi çekirdekli
meyvelerin bir çöple çekirdeğinin çıkarılmasına pötletme denirdi.
Saan:
Küçük bakirtabak.
Sal:
Gesi yolu uzerinde ve i10-14 km mesafedeki volkank
kayalardan oluşmuş, işlene-bilecek
sertlikteki taşlarca-elde edilen ve evlerde zemine doşenen düz taşlar. Ortalama 40-80 ebadmda olurdu.
Şeet: Mahalle firınlarında çalışan çırak. Pişen ekmekleri evlere dağıtır aldığı ikran ve bahşişlerle
geçinirdi.
Sekialtı- Sekaltı: Tokhananın girisinde. tabanı salla dosenmiş 8-10 metre kare kadar buyuklukte antre olurdu. Zerzembiye buradan
inilir, evde ayrı bir aşkana yoksa, duvar içerisine oyulmuş, bacası olan
ocak yapılır, soguk havalarda yemek burada
pişirilirdi. Ocaklik ola-rak kullanıldığı
takdirde ortasında bir de çağ yapihr,
atık sular buraya dokulurdu. Sekaltından
(seki altı) 40-45 cm yukseklikte tahta
zeminli tokhana-ya geçilirdi.
Şilte: Bağda ve
şehirde odalann, sedirlerinin uzerine
konulan yüzü telis kaplı olup, içi
berdi ile doldurulmuş ve kürtüncüler
tarafmdan özel olarak dikilmiş 10-15 cm yukseklikte ot minderler. Boyları bir buçuk iki metre, enleri ise sedirin genis-ligine gore
yapılırdı.
Seki: 40-50 cm. yuksekliginde takriben 3x4 metre ebadında yapılan yerlere seki denilir.
Bağlarda evin yanına duvar dibine gölge
oldugu zaman ve geceleri, hasır,
minder serilip, duvara yonu yastik
dayanarak
(konularak) etrafi sulamp, oturulur, sohbet edilirdi.
Sofa: Şehir evlerinde misafir odası olarak kullanılan, iyi döşenmiş büyük odalara denilir di.Mahallenin
toplantı düğün ve dernek yerleri sayılırdı. Oldukça büyük ve yüksek tavanlı , sık direklerle örtülü özel odalardı.orada söz kahvesi içilir düzen sergilenir ,şerbet verilir ve
arada düğünler yapılırdı..
Sızgıt: Sonbaharda şehirde inek-ve koyun kesildiğinde etin bir kısmı kavrularak, yağı ile birlikte çölmeğe doldurulurdu Yemek
pişirirken yeterince aIınarak kullanilirdi.avrıca katık olarak
kahvaltıda da yenirdi. Kavrulmuş kemikli ete
"kemikli sızgıt", kemiksiz olanına "kemiksiz sızıt" denirdi.
Sundurmek: Uzatmak, lafi uzat-mak. Hamuru veya başka bir maddeyi çekerek uzatmak.
Şirâne: Bag evlerinin onunde iri tastan oyulmuş, üzüm çiğneme ve ezme yeri bulunurdu. Son
zamanlarda betondan veya tahtadan yapılmaya basladı.
Şirilahani: (şira legeni): Pekmez yapılırken şiranın kaynatıldıgı büyük bakır legen.
Telis: (Kenevir kendir): Liflerin-den örülen, sert kaba kumaş, daha çok çuval yapımında kullanlır.
Terek: Bag evlerinde mutfak ye-mek odası olarak kullanılan odanın
duvarlarına 30-
Tokhana: §ehir evinin en dipte büyük
odasi olup, duvarlan zarla
kaplı, zemini ise sekalti-dan çıkilan 35-40 cm yukseklikte kalın saglam tahtalarla döşenmiş, yazın serin, kışın ise fazla soğuk olmayan ve çok çesitli amaçla kullanilan yer.
Tol : Bağ evlerinde sert cingi taşlarla kemer §eklinde örülmüş (5-6 kemerli) kemerlerin arası ince
taşlarla kapatılmış, önü açik oda. çeşitli amaçlar için kullanıliır.
Tandır çulu: Eski çuval ve bezlerden kat kat dikilip, üstüne saglam bir telis kilif geçiirilerek yapilan, ortalama 50 x 60 cm ebadmda minderler
olup, ocakta alti söndukten sonra, tencerenin üstüne örtülerek yemeğin dinlenmesi ve sicak kalmasi için
kullanihrdi.
U – 0
Ufalama:
Avuç içinde ovarak
küçük parçalara
ayirma.
Ugra: Hamur açılırken kullanilan, altına üstüne serpilen un.
V – Y
Viran: Eskimiş,
tavanı çökmüş taşlan dökülmeye başlamış bakıımsız ev.
Yaygı: Sedirlerdeki yonu yastiklarının
üst kısımlaına serilen beyaz, sarkan uçlari oya
işlemeli örtüler. Bu brtiilerin biraz g ni§i sedirlerin on kismmd uglari sedir ustune serilen h limn altmda
kalmak uzere t kilirve a§agi sarkitilirdi
Yonu taşı: §ehrin 10-15 kilometre doğusunda volkanik kayalardan elde edilen taşlar. hem dayanikh,
hem yontulması kolay taşlardır. .
Yonu Yastik:
Standart olarak 42 95 cm kare ebadında 15 cm kalınlığında, içi berdi ile dol durulmuş yastıkların uzerine ve bir yüzüne özel
olarak konmuş halı
geçirilerek evlerde, sedirlerin
üstüne duvara dayalı olarak
konulurdu.
Yüklük: eskiden yer yatağı yapılırdı.Yere yataklar serilir, sabahleyin toplanırdı.
Duvarlara gömme olarak yapılan dolaplara ( yüklük) yatak, yastık, yorgan
konulur kapağı kapatılır kapaksızsa örtü örtülürdü.
Zerzembi: •;
§ehir evlerinde odaların altında uygun
bir yerde ,genellikle sekaltından inilen bir merdivenle bodrum kat
diyebileceğimiz zerzem bi bulunurdu. Burası alet, edevat, ve eski eşyaların
,bağdan gelen odun ve gilamadaların ayrıca yiyeceklerinde muhafaza edildiği
yerdi.